Rabıta Nedir? İslamda Rabıta Var mı?
İslam inancının temeli Tevhid’dir; yani kulun hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan Rabbi ile bağ kurmasıdır. Günümüzde yaygınlaşan "Rabıta" (bir mürşidin suretini zihinde canlandırarak ondan feyiz bekleme) uygulaması, Kur'an ve Sünnet ölçüleriyle bağdaşmayan bir bidattır.
Allah, kula şah damarından daha yakındır. Arada bir ruhani aracıya ihtiyaç duymak, İslam'ın ruhuna aykırıdır.
Fatiha Suresi, 5. Ayet: "Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz." (Eğer yardım sadece Allah’tan isteniyorsa, bir başkasının suretinden feyiz beklemek bu ayetle çelişir.)
Zümer Suresi, 3. Ayet: Allah, kendilerine aracı koyanlar hakkında şöyle buyurur: "Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz (diyorlar). Şüphesiz Allah, aralarında ihtilaf ettikleri hususta hükmünü verecektir."
Resulullah’ın Yolu:
Ne Allah Resulü (s.a.v) ne de Sahabe-i Kiram, manevi yükseliş için bir insanın suretine bağlanmayı (rabıtayı) emretmiş veya uygulamıştır.
Hadis-i Şerif: "İşlerin en kötüsü sonradan uydurulanlardır (bidat). Her bidat dalalettir (sapıklıktır)." (Müslim, Cuma 43)
Hadis-i Şerif: "Dua ibadetin özüdür." (Tirmizi). İbadet ve dua, zihni bulandırmadan, sadece Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle (İhsan makamı) yapılmalıdır.
Müslümanın rabıtası (bağı) sadece Kur’an ve Sünnet ile olmalıdır. Allah’a yaklaşmak için bir faniye kalben bağlanmak, kişiyi Tevhid çizgisinden uzaklaştırır. İbadet, suretlere değil, sadece "Görmesek de bizi gören" Allah’a yapılır.
Yorumlar
Yorum Gönder