Ana içeriğe atla

Kandil Geceleri Dinde Var mı?

 Günümüzde “kandil geceleri” olarak bilinen (Regaib, Miraç, Berat, Mevlid gibi) geceler, toplumda yaygın olarak ihya edilmektedir. Peki bu gecelerin dinde özel bir yeri var mıdır?

Öncelikle şunu bilmek gerekir ki; Kur’an-ı Kerim’de bu gecelerin özel olarak kutlanmasına dair açık bir emir bulunmamaktadır. Aynı şekilde Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve sahabeler döneminde de “kandil gecesi” adıyla düzenli olarak kutlanan özel geceler olduğuna dair sahih bir rivayet yoktur.

Hadis kaynaklarına bakıldığında, özellikle Sahih Buhari ve Sahih Müslim gibi en güvenilir eserlerde bu gecelerin özel ibadetlerle ihya edilmesine dair açık ve sahih bir delil bulunmamaktadır.

Bu sebeple birçok âlim şu görüşü dile getirmiştir:

● Kandil gecelerini özel ibadetlerle belirleyip kutlamak sünnette sabit değildir.

Ancak şunu da unutmamak gerekir:

Müslüman her zaman dua edebilir

Her gece Allah’a yönelmek mümkündür

Nafile ibadetler sadece belirli gecelere mahsus değildir

Bu nedenle bazı âlimler, bu geceleri özel ve zorunlu bir ibadet gibi görmeden, sadece genel ibadet kapsamında değerlendirmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Her sonradan çıkarılan şey bid‘attir,

her bid‘at dalâlettir.”

● Bu ölçüye göre:

Dinde olmayan bir günü ibadetle özel hale getirmek

Belirli gecelere fazilet yüklemek

Bunları dinin bir parçası gibi görmek

 bid‘attir ve reddedilmelidir.

Kandil gecelerinin özel olarak kutlanması, sahih sünnette açık şekilde yer almaz

Bu geceleri dinin bir parçası gibi görmek doğru değildir

En doğru yol:


 Peygamber Efendimizin (s.a.v) sahih sünnetine uygun şekilde ibadet etmektir

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şiiler Neden Sahabelere Sövüyor? Hakikat ve Sapkınlık arasında ŞİA

​ İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan ve bugün "Şiilik" olarak bilinen akımdır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken ilk şey şudur: İslam, sahabenin omuzlarında yükselmiştir. Onlara dil uzatmak, aslında o dinin temeline dinamit koymaktır. ​1. Sahabe Düşmanlığının Kökeni: Neden Sevemiyorlar? ​Şiiler, İslam’ın ilk üç halifesi (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) ve birçok sahabenin (Aişe annemiz dahil), Hz. Ali’nin hakkı olan halifeliği "gasbettiğine" inanırlar. Onlara göre sahabenin büyük çoğunluğu -hâşâ- Peygamber’in vefatından sonra dinden dönmüş (irtidat etmiş) veya ona ihanet etmiştir. ​Gerçek: Oysa Kur'an-ı Kerim onları bizzat müjdelemiş, Allah onlardan razı olduğunu ilan etmiştir: "O önde giden ilk muhacirler ve ensar... Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) Allah’ın razı olduğuna lanet okumak, doğrudan Kur'an ayetiyle savaşmaktır. ​2. Re...

Kaza Namazı Nedir? Bilerek Kaçırılan Namazın Kazası Var mı?

 İslam akidesinde namaz; belli vakitleri, rükunları ve şartları olan bir ibadettir. Günümüzde "nasıl olsa kaza ederim" düşüncesiyle namazın vaktini geçirmek büyük bir gevşekliğe yol açmaktadır. Peki, Kur’an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an’daki Kesin Sınır: Vakit Şartı Yüce Allah, namazın vaktinde kılınmasının tesadüfi değil, ilahi bir kanun olduğunu şöyle belirtir: "Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 103) Tefekkür: Bir ibadet "vakitli" olarak emredilmişse, o vakit dışında yapılması için Allah’tan veya Resulü’nden bir izin (delil) gerekir. Vakti dışında mazeretsiz kılınan namaz, vaktinden önce kılınan namaz gibi esastan bozulmuş bir ibadettir. 2. Sahih Sünnet’in Çizdiği Sınır Peygamber Efendimiz (s.a.v.), namazın vakti geçtikten sonra hangi durumlarda kılınabileceğini (kaza edilebileceğini) bizzat şu hadisle sınırlamıştır: "Kim bir namazı unutur veya uyuyup kalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın....

Cehri Zikir Nedir? Kur'an ve Sünnette Var mı?

  Günümüzde bazı tarikatlarda "zikir" adı altında yüksek sesle bağırmak, garip sesler çıkarmak (hırıltı vb.) ve toplu halde kendinden geçercesine hareketler yapmak "maneviyat" gibi sunulmaktadır. Oysa İslam’ın zikir usulü vakar, huşu ve gizliliktir. 1. Kur’an-ı Kerim’de Zikrin Usulü: Kısık Ses ve Huşu Yüce Allah, zikrin nasıl yapılması gerektiğini A’raf Suresi’nde çok net bir sınırla çizmiştir: "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; gafillerden olma!" (A’raf, 205) Tefekkür: Allah Teâlâ "yüksek olmayan bir sesle" (dûne'l-cehri) buyurarak, bağırıp çağırmayı değil, kalbin ve dilin sessizce uyuştuğu vakar dolu bir zikri emretmiştir. 2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Uyarıları "Ey insanlar! Kendinize acıyın (kendinizi yormayın). Siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de yanınızda olmayan birine... Siz, her şeyi duyan, size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Buhârî, Müslim) Anal...