Ana içeriğe atla

Tasavvuf Nedir? Tasavvuf maskeli Bid'atlar


 İslam, Allah’ın kulu ile arasına hiçbir vasıtanın giremeyeceği, saf Tevhid inancı üzerine kuruludur. Ancak bugün, "tasavvuf" ve "tarikat" adı altında, dinde aslı astarı olmayan, Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabının asla yapmadığı onlarca bid'at ve hurafe Müslümanlara "fazilet" diye pazarlanmaktadır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken en yalın gerçek şudur: Dinde sonradan uydurulan her şey bid'attır ve bid'atın sonu ateştir.

​1. Tevhidin Temeline Dinamit: Aracı Edinme ve Medet İsteme

​Bugün tarikatlarda en yaygın sapkınlık, şeyhleri Allah ile kul arasında aracı (vesile) kılmak ve onlardan "medet" ummaktır. Şeyhin ruhaniyetinden yardım istemek, "Yetiş ya filan şeyh" demek, açıkça şirktir. Allah’tan başkasına el açmak, O’nun mutlak kudretine ortak koşmaktır.

​Kur’an’dan Delil:

​"(Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve ancak Senden yardım dileriz." (Fâtiha, 5)

"Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle yaparsan, şüphesiz sen zalimlerden (müşriklerden) olursun." (Yûnus, 106)

​Sünnetten Delil:

​Peygamberimiz (s.a.v.) İbn Abbas’a (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Bir şey isteyeceğin zaman Allah’tan iste. Yardım dileyeceğin zaman Allah’tan yardım dile." (Tirmizî)

​2. Uydurma Ritüeller: Rabıta ve Hatme-i Hâcegân

​Dinde olmayan ama tarikatların "olmazsa olmazı" sayılan uygulamalardan biri de "Rabıta"dır (şeyhin suretini zihinde canlandırıp ondan feyz alma). Bu, ne Peygamberimizin ne de sahabi efendilerimizin hayatında vardır. Bu uygulama, Hristiyanlık ve Hinduizm gibi batıl dinlerdeki ritüellere benzer bir ruhbanlık anlayışıdır. Aynı şekilde "Hatme-i Hâcegân" gibi dinde aslı olmayan toplu zikir törenleri de bid'attır.

​Sünnetten Delil (Kesin Uyarı):

​Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim bizim bu dinimizde, ondan olmayan bir şeyi sonradan uydurursa, o (uydurduğu şey) reddedilmiştir." (Buhârî, Müslim)

​3. Hurafe ve Efsaneler: Abdulkadir Geylani ve Tavuk Olayı

​Tarikatlar, müritlerini akıl dışı efsanelerle kendilerine bağlarlar. En bilinenlerinden biri, Abdulkadir Geylani’nin (rahimehullah) yenmiş bir tavuğun kemiklerini bir araya getirip "Allah'ın izniyle kalk" diyerek dirilttiği iddiasıdır. Bu tür hikayeler, Allah’ın "Muhyî" (Hayat Veren) sıfatını kullara vermektir. Velilerin kerametleri haktır, ancak dinde aslı olmayan efsaneleri dinin bir parçası gibi anlatmak, Tevhid inancını yozlaştırmaktır.

​4. "Ne Olacak, Fazilettir" Demenin Bedeli

​Selef-i Salihin’in yolunu savunan müslümanlar, bu uygulamaların dinde olmadığını söylediğinde, tarikat ehli hemen savunmaya geçer: "Siz ne anlarsınız faziletten, bu bir zevk meselesidir, bid'at-ı hasenedir (güzel bid'attır)" derler.

​Hâlbuki Peygamberimiz (s.a.v.) bu kapıyı ebediyen kapatmıştır:

​"Sözlerin en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi sonradan uydurulanlardır (bid'atlardır). Her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık ateştedir." (Müslim, Nesâî)

​"Dinde güzel bid'at" diye bir kavram yoktur. Eğer bir şey faziletli ise, onu en iyi bilen ve yapan Resulullah (s.a.v.) olurdu. O’nun yapmadığı bir şeyi "fazilet" sanmak, O’nun dinini eksik (hâşâ) kabul etmektir.

​5. Büyük Çelişki: Ehl-i Sünnet Maskesi

​Bu tarikatlar, kendilerini "Ehl-i Sünnet" olarak adlandırırlar. Ancak Ehl-i Sünnet, "Peygamber’in (s.a.v.) ve Ashabı’nın Yolu" demektir. Sahabe efendilerimiz asla rabıta yapmadı, şeyhten medet istemedi, dinde olmayan zikir törenleri düzenlemedi.

Tarikatların inançları ve amelleri, Ehl-i Sünnet akidesiyle değil, Şia ve Sufizm’in karmaşık, felsefi ve Batınî görüşleriyle harmanlanmıştır. Onların çoğu, Sünnet’e değil, kendi şeyhlerinin sözlerine ve rüyalarına tabi olurlar.

​bakın kardeşlerim!

Tevhid, İslam’ın kalbidir. Şeyhlere taparcasına bağlanmak, onlardan medet ummak, dine bid'atlar sokmak Tevhid nurunu söndürür. Kurtuluş yolu; ne tarikatlar ne de şeyhlerdir. Kurtuluş; sadece Kur'an ve Sahih Sünnet'i, Selef-i Salihin'in (Sahabe, Tabiin) fehmiyle, hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan yaşamaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

'' Bin Aydan Hayırlı Geceyi Aramak: Ramazan'ın Son 10 Gecesi ve Kadir Gecesi ''

Ramazan ayının huzur veren günlerini geride bırakırken, bu mübarek ayın en kıymetli, en feyizli dönemine, yani son on gününe giriş yapıyoruz. Müslümanlar için bu on gün, sadece bayram hazırlığı değil, aynı zamanda manevi bir arınma, tövbe ve ömre bedel bir geceyi (Kadir Gecesi) yakalama çabasıdır. ​Kur'an-ı Kerim'de "bin aydan daha hayırlı" olduğu müjdelenen Kadir Gecesi, işte bu son on günün içinde gizlidir. Peygamber Efendimiz (SAV) de bu günlerde ibadetlerini artırır, dünyevi işlerden uzaklaşarak kendisini tamamen Allah'a adardı. ​Gelin, bu son on günün önemini, "tekli geceleri" ve bu süreyi nasıl değerlendirmemiz gerektiğini hadisler ışığında inceleyelim. ​Peygamber Efendimizin (SAV) Tavsiyesi: Tekli Geceler ​Hazreti Muhammed (SAV), ümmetine bu gizli hazineyi nerede aramaları gerektiğini açıkça işaret etmiştir: ​"Kadir gecesini Ramazan'ın son on günündeki tekli gecelerde arayın." (Buhârî, Leyletü'l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 21) ​Bu hadi...

Şiiler Neden Sahabelere Sövüyor? Hakikat ve Sapkınlık arasında ŞİA

​ İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan ve bugün "Şiilik" olarak bilinen akımdır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken ilk şey şudur: İslam, sahabenin omuzlarında yükselmiştir. Onlara dil uzatmak, aslında o dinin temeline dinamit koymaktır. ​1. Sahabe Düşmanlığının Kökeni: Neden Sevemiyorlar? ​Şiiler, İslam’ın ilk üç halifesi (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) ve birçok sahabenin (Aişe annemiz dahil), Hz. Ali’nin hakkı olan halifeliği "gasbettiğine" inanırlar. Onlara göre sahabenin büyük çoğunluğu -hâşâ- Peygamber’in vefatından sonra dinden dönmüş (irtidat etmiş) veya ona ihanet etmiştir. ​Gerçek: Oysa Kur'an-ı Kerim onları bizzat müjdelemiş, Allah onlardan razı olduğunu ilan etmiştir: "O önde giden ilk muhacirler ve ensar... Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) Allah’ın razı olduğuna lanet okumak, doğrudan Kur'an ayetiyle savaşmaktır. ​2. Re...

Zayıf Hadislerle Amel Edilir mi?

 Hadis ilminde en güvenilir kaynaklardan olan Sahih Buhari ve Sahih Müslim, sadece sahih hadisleri ihtiva edecek şekilde titizlikle hazırlanmıştır. Bu eserlerin müellifleri olan İmam Buhari ve İmam Müslim, hadis kabulünde son derece sıkı şartlar koymuşlardır. Bu büyük imamların metodu açıkça göstermektedir ki: Dinî hükümlerde ve amelde esas alınması gereken hadisler sahih olanlardır. İmam Buhari, eserine yalnızca sahih hadisleri almış ve zayıf rivayetleri delil olarak kullanmamıştır. Aynı şekilde İmam Müslim de sahih olmayan rivayetleri kitabına almamış, hadislerin güvenilirliğine büyük önem vermiştir. Bu sebeple birçok âlim, özellikle akaid ve ahkâm (helal-haram) konularında: ❌ Zayıf hadislerle amel edilmeyeceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte bazı âlimler, zayıf hadislerin: Çok zayıf olmaması, Dinin genel esaslarına aykırı olmaması, Kesinlik ifade etmeden uygulanması şartıyla, faziletli amellerde (nafile ibadetler, zikirler vb.) kullanılabileceğini söylemişlerdir. Ancak ihtila...