Ana içeriğe atla

Tağut Nedir? Tağutu Reddetmeden İman Olur mu?

 İslam’a girişin anahtarı olan “Lâ ilâhe illallâh” sözü, sadece Allah’ı kabul etmek değil, O’nun dışındaki tüm sahte ilahları reddetmektir. Bu reddedilen her şey Kur’an’da “tağut” olarak isimlendirilir.

Tağut Nedir?

Tağut; Allah’ın koyduğu sınırları aşan, O’na isyan eden ve insanları Allah’ın yolundan saptıran her şeydir. Bu; ibadet edilen, hükmüne başvurulan veya itaat edilen her batıl otoriteyi kapsar.

Kur’an ve Sünnetten Deliller:

İmanın Ön Şartı:

“Kim tağutu inkâr edip Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara, 256)

Bu ayet açıkça gösterir ki tağutu reddetmeden iman sahih olmaz.

Peygamberlerin Ortak Daveti:

“Andolsun biz her ümmete: ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36)

Bütün peygamberlerin çağrısı tevhid ve tağuttan uzak durmaktır.

Hüküm Meselesi:

“Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Tağuta muhakeme olmak istiyorlar...” (Nisa, 60)

Bu ayet, Allah’ın hükmü dışında hüküm aramanın tehlikesine dikkat çeker.

Tağuta Örnekler:

Allah’tan başkasına ibadet edilen her şey

Allah’ın hükmü yerine başka hükümler koyan ve buna çağıran sistemler

İnsanları Allah’ın yolundan saptıran liderler

Gaybı bildiğini iddia eden kimseler

Allah’ın haramını helal, helalini haram yapanlar

Nefsini ilah edinen kimse

Sonuç:

Tağut, sadece putlar değildir. Allah’ın dışında ilahlaştırılan, itaat edilen ve hükmü kabul edilen her şey tağuttur. Müminin görevi, tağutu reddetmek ve yalnızca Allah’a kulluk etmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şiiler Neden Sahabelere Sövüyor? Hakikat ve Sapkınlık arasında ŞİA

​ İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan ve bugün "Şiilik" olarak bilinen akımdır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken ilk şey şudur: İslam, sahabenin omuzlarında yükselmiştir. Onlara dil uzatmak, aslında o dinin temeline dinamit koymaktır. ​1. Sahabe Düşmanlığının Kökeni: Neden Sevemiyorlar? ​Şiiler, İslam’ın ilk üç halifesi (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) ve birçok sahabenin (Aişe annemiz dahil), Hz. Ali’nin hakkı olan halifeliği "gasbettiğine" inanırlar. Onlara göre sahabenin büyük çoğunluğu -hâşâ- Peygamber’in vefatından sonra dinden dönmüş (irtidat etmiş) veya ona ihanet etmiştir. ​Gerçek: Oysa Kur'an-ı Kerim onları bizzat müjdelemiş, Allah onlardan razı olduğunu ilan etmiştir: "O önde giden ilk muhacirler ve ensar... Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) Allah’ın razı olduğuna lanet okumak, doğrudan Kur'an ayetiyle savaşmaktır. ​2. Re...

Kaza Namazı Nedir? Bilerek Kaçırılan Namazın Kazası Var mı?

 İslam akidesinde namaz; belli vakitleri, rükunları ve şartları olan bir ibadettir. Günümüzde "nasıl olsa kaza ederim" düşüncesiyle namazın vaktini geçirmek büyük bir gevşekliğe yol açmaktadır. Peki, Kur’an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an’daki Kesin Sınır: Vakit Şartı Yüce Allah, namazın vaktinde kılınmasının tesadüfi değil, ilahi bir kanun olduğunu şöyle belirtir: "Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 103) Tefekkür: Bir ibadet "vakitli" olarak emredilmişse, o vakit dışında yapılması için Allah’tan veya Resulü’nden bir izin (delil) gerekir. Vakti dışında mazeretsiz kılınan namaz, vaktinden önce kılınan namaz gibi esastan bozulmuş bir ibadettir. 2. Sahih Sünnet’in Çizdiği Sınır Peygamber Efendimiz (s.a.v.), namazın vakti geçtikten sonra hangi durumlarda kılınabileceğini (kaza edilebileceğini) bizzat şu hadisle sınırlamıştır: "Kim bir namazı unutur veya uyuyup kalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın....

Cehri Zikir Nedir? Kur'an ve Sünnette Var mı?

  Günümüzde bazı tarikatlarda "zikir" adı altında yüksek sesle bağırmak, garip sesler çıkarmak (hırıltı vb.) ve toplu halde kendinden geçercesine hareketler yapmak "maneviyat" gibi sunulmaktadır. Oysa İslam’ın zikir usulü vakar, huşu ve gizliliktir. 1. Kur’an-ı Kerim’de Zikrin Usulü: Kısık Ses ve Huşu Yüce Allah, zikrin nasıl yapılması gerektiğini A’raf Suresi’nde çok net bir sınırla çizmiştir: "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; gafillerden olma!" (A’raf, 205) Tefekkür: Allah Teâlâ "yüksek olmayan bir sesle" (dûne'l-cehri) buyurarak, bağırıp çağırmayı değil, kalbin ve dilin sessizce uyuştuğu vakar dolu bir zikri emretmiştir. 2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Uyarıları "Ey insanlar! Kendinize acıyın (kendinizi yormayın). Siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de yanınızda olmayan birine... Siz, her şeyi duyan, size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Buhârî, Müslim) Anal...