İslam akidesinde "İlah" demek, sadece kendisine ibadet edilen değil, aynı zamanda mutlak hüküm koyan, helali ve haramı belirleyen tek otorite demektir. Bugün modern sistemlerin "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" iddiası ile İslam'ın "Hüküm ancak Allah'ındır" hakikati taban tabana zıttır.
1. Kanun Koyma Yetkisi (Yasama) Kimindir?
Anayasa Madde 6 ve 7, egemenliğin millete ait olduğunu ve bu yetkinin Meclis (TBMM) aracılığıyla kullanıldığını söyler. Yani insanlar, Allah'ın helal kıldığını yasaklayabilen, haram kıldığını (faiz, zina, içki gibi) serbest bırakabilen bir yapıya "yasa yapma yetkisi" devrederler.
Tevhid Hakikati: Bir müslüman için yasa koyucu (Şâri) sadece Allah’tır. Allah’ın hükmüne aykırı kanun yapma yetkisini bir insana veya kuruma vermek, o varlığı ilahlaştırmaktır.
Kur’an’dan Delil: > "Hüküm ancak Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur." (Yûsuf, 40)
2. Maide Suresi’nin Keskin Uyarıları
Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenlerin ve bu hükmü başkasına devredenlerin durumu Kur'an'da net bir şekilde üç ana başlıkta toplanmıştır:
Kâfirlik: "Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir." (Mâide, 44)
Zâlimlik: "Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir." (Mâide, 45)
Fâsıklık: "Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir." (Mâide, 47)
3. Oy Kullanmak Neden Şirktir?
Oy kullanmak, basit bir tercih değildir; bir "vekalet" verme işlemidir. Kişi oy vererek şunu demiş olur: "Benim adıma kanun yapma, helal-haram belirleme yetkisini sana devrediyorum." Allah’a ait olan "Hâkimiyet" sıfatını bir insana devretmek, Rububiyet tevhidine aykırıdır. Allah’ın indirdiği yasalar varken, insanların hevasına göre yasa yapan bir sistemi onaylamak, o sistemi "Rab" edinmektir.
4. Sünnetten Delil: Adiyy bin Hatem Olayı
Adiyy bin Hatem (r.a.) boynunda gümüş bir haçla Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanına geldiğinde, Efendimiz Tevbe Suresi 31. ayeti okuyordu: "Onlar hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan başka rabler edindiler..." Adiyy (r.a.) dedi ki: "Ya Resulullah, biz onlara secde etmiyorduk ki?" Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Onlar Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal kılıyorlardı; siz de onlara uymuyor muydunuz? İşte bu, onları rab edinmektir." (Tirmizî, Tefsir 9)
5. Sonuç: Kimin Safındasın?
Müslüman, "Ben sadece Allah'a kul olurum" diyen kişidir. Demokrasi gibi beşeri sistemlerde egemenlik insana verilir; İslam’da ise egemenlik sadece ve sadece Allah’ındır. Oy kullanarak bu egemenliği beşeri bir kuruma devretmek, Tevhid akidesini zedeler ve kişiyi büyük bir tehlikeye sokar.
Kardeşlerim! Hüküm koyma yetkisi Allah’ındır. O’nun kanunlarının üstünde kanun tanıyan veya bu yetkiyi başkasına verenler, farkında olmadan şirke düşerler. Hak yol; kula kulluğu reddedip, sadece Allah’ın hükmüne teslim olmaktır.
⚠️ ÖNEMLİ NOT: yalnız cahaletten dolayı oy kullananlar şirke girer ama tekfir edilmez neden mi?
Yukarıda zikredilen ayet ve deliller, bir fiilin (hükmü Allah'tan başkasına devretmenin) itikadi boyutunu ortaya koymaktadır. Ancak günümüzde milyonlarca Müslüman'ın bu sisteme dahil olması hususunda şu ince ayrımı yapmak mecburidir:
Fiil vs. Fail: Bir eylemin "şirk" olması, o eylemi yapan her bireyin doğrudan "dinden çıktığı" veya "kafir olduğu" anlamına gelmez. İslam alimlerine göre; bir kişiyi tekfir etmek (dinden çıktığını söylemek) için kişinin bu hükmü bilerek, isteyerek ve Allah’ın hükmünü inkar ederek yapması gerekir.
Cehalet Özrü: Bugün halkın büyük bir çoğunluğu, anayasadaki bu maddelerin itikadi karşılığından ve bu meselenin Tevhid ile olan bağından habersizdir. Birçok kişi bunu sadece "hizmet alacağı kişiyi seçmek" olarak görmekte, bir "ilahlık yetkisi devri" olarak düşünmemektedir.
Alimlerin Görüşü: Ehli Sünnet ve ilim ehli, "Kıblesi Kabe olanı (Ehl-i Kıble'yi)" tekfir etmekten şiddetle kaçınmışlardır. Bilgisizlik, yanlış yönlendirme ve meseleye hakim olmama gibi durumlar "cehalet özrü" kapsamında değerlendirilebilir. Bu sebeple, oy kullanan milyonları toptan "kafir" ilan etmek ilmi açıdan sakıncalı ve tehlikeli bir yaklaşımdır.
Sonuç: Bizim vazifemiz insanları tekfir etmek değil, onlara Kur'an ve Sünnet'in saf akidesini anlatarak uyarmaktır. Yapılan eylem itikadi bir risk barındırsa da, niyetleri ve kalpleri bilen sadece Allah'tır. Müslüman'a düşen, kardeşine karşı adaletli olmak ve onu hakikate hikmetle davet etmektir.

Yorumlar
Yorum Gönder