Ana içeriğe atla

''Gavs''tan Medet Ummak: İslam mı, Yoksa Cahiliye Adeti mi?


 İslam akidesinde dua, kulun doğrudan Allah’a yöneldiği en mahrem ibadettir. Ancak bugün, Abdülkadir Geylânî gibi büyük zatların arkasına sığınarak; "Onun ismini anarsan işin görülür", "Onu aracı yaparsan duan kabul olur" gibi İslam’da aslı olmayan, Tevhid ruhuna aykırı söylemler pazarlanmaktadır. Gelin, bu hurafeleri ifşa edelim.

1. Uydurma Namazlar ve Şahıs Odaklı Dualar

Tarikat çevrelerinde iddia edilen; "Fatiha'dan sonra 11 İhlas oku, 11 salavat getir, sonra Abdülkadir Geylânî'nin ismini anarak iste, işin derhal görülür" şeklindeki tarifler tamamen bid’attır.

  • Sorgulama: Eğer böyle bir namaz veya dua usulü olsaydı, bunu bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabına öğretmez miydi? Allah Resulü’nün (s.a.v.) yapmadığı, sahabenin bilmediği bir ibadet biçimini "fazilet" diye anlatmak, dine ekleme yapmaktır.

  • Hadis: "Kim bizim bu dinimizde, ondan olmayan bir şeyi sonradan uydurursa, o (uydurduğu şey) reddedilmiştir." (Buhârî, Müslim)

2. Şah Damarından Yakın Olan Allah’a Aracı Gerekir mi?

Birini aracı yapmak; "Allah beni duymaz ama bu büyük zatı kırmaz" mantığıdır. Bu düşünce, Allah’ın rahmetini ve yakınlığını inkar etmektir.

  • Kur’an’dan Delil: "Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız." (Kaf, 16)

  • Allah bize bu kadar yakınken, araya Abdülkadir Geylânî’yi (veya başka birini) koymak, Allah’ın bu ayetini pratik hayatta yalanlamak değil midir?

3. Müşriklerin "Aracı Putlar" İnancıyla Benzerlik

Mekke müşrikleri de putların "yaratıcı" olduğuna inanmıyorlardı. Onların bahanesi şuydu: "Biz onlara, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." (Zümer, 3). Bugün "Ben Geylânî'nin yüzü suyu hürmetine istiyorum, o beni Allah'a yaklaştırır" diyenlerin mantığı, maalesef cahiliye müşriklerinin mantığıyla tıpatıp aynıdır.

4. Sahabe ve Tâbiîn Neden Yapmadı?

İslam’ı en iyi anlayan nesil olan Sahabe-i Kiram, başları sıkıştığında "Ya Abdülkadir, yetiş Ya Geylânî" mi dediler? Hayır! Bedir’de, Uhud’da, en zor anlarında ellerini sadece Allah’a açtılar. Eğer bir aracı gerekseydi, kâinatın efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.) hayattayken veya vefatından sonra O’nu aracı yaparlardı. Oysa onlar sadece Allah'tan yardım istediler.

5. Geylânî Bu Sözleri Söyler mi?

Abdülkadir Geylânî (rahimehullah) ömrünü Tevhid’e adamış, Kur’an ve Sünnet yolunda bir âlimdir. Onun adına uydurulan "İsmimi anın işiniz görülsün" gibi sözler, aslında ona yapılmış en büyük iftiradır. O, hayatta olsaydı, kendisinden medet umanları ilk o uyarırdı!

👉 Dua, ibadetin özüdür ve sadece Allah’a yapılır. Araya birini koymak, Allah’ın mutlak otoritesine ve şefkatine ortak koşmaktır. Hak yol; aracıları aradan çıkarıp, doğrudan Alemlerin Rabbi olan Allah’a "Yalnız Senden yardım dileriz" (Fatiha, 5) diyerek yönelmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şiiler Neden Sahabelere Sövüyor? Hakikat ve Sapkınlık arasında ŞİA

​ İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan ve bugün "Şiilik" olarak bilinen akımdır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken ilk şey şudur: İslam, sahabenin omuzlarında yükselmiştir. Onlara dil uzatmak, aslında o dinin temeline dinamit koymaktır. ​1. Sahabe Düşmanlığının Kökeni: Neden Sevemiyorlar? ​Şiiler, İslam’ın ilk üç halifesi (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) ve birçok sahabenin (Aişe annemiz dahil), Hz. Ali’nin hakkı olan halifeliği "gasbettiğine" inanırlar. Onlara göre sahabenin büyük çoğunluğu -hâşâ- Peygamber’in vefatından sonra dinden dönmüş (irtidat etmiş) veya ona ihanet etmiştir. ​Gerçek: Oysa Kur'an-ı Kerim onları bizzat müjdelemiş, Allah onlardan razı olduğunu ilan etmiştir: "O önde giden ilk muhacirler ve ensar... Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) Allah’ın razı olduğuna lanet okumak, doğrudan Kur'an ayetiyle savaşmaktır. ​2. Re...

Kaza Namazı Nedir? Bilerek Kaçırılan Namazın Kazası Var mı?

 İslam akidesinde namaz; belli vakitleri, rükunları ve şartları olan bir ibadettir. Günümüzde "nasıl olsa kaza ederim" düşüncesiyle namazın vaktini geçirmek büyük bir gevşekliğe yol açmaktadır. Peki, Kur’an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an’daki Kesin Sınır: Vakit Şartı Yüce Allah, namazın vaktinde kılınmasının tesadüfi değil, ilahi bir kanun olduğunu şöyle belirtir: "Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 103) Tefekkür: Bir ibadet "vakitli" olarak emredilmişse, o vakit dışında yapılması için Allah’tan veya Resulü’nden bir izin (delil) gerekir. Vakti dışında mazeretsiz kılınan namaz, vaktinden önce kılınan namaz gibi esastan bozulmuş bir ibadettir. 2. Sahih Sünnet’in Çizdiği Sınır Peygamber Efendimiz (s.a.v.), namazın vakti geçtikten sonra hangi durumlarda kılınabileceğini (kaza edilebileceğini) bizzat şu hadisle sınırlamıştır: "Kim bir namazı unutur veya uyuyup kalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın....

Cehri Zikir Nedir? Kur'an ve Sünnette Var mı?

  Günümüzde bazı tarikatlarda "zikir" adı altında yüksek sesle bağırmak, garip sesler çıkarmak (hırıltı vb.) ve toplu halde kendinden geçercesine hareketler yapmak "maneviyat" gibi sunulmaktadır. Oysa İslam’ın zikir usulü vakar, huşu ve gizliliktir. 1. Kur’an-ı Kerim’de Zikrin Usulü: Kısık Ses ve Huşu Yüce Allah, zikrin nasıl yapılması gerektiğini A’raf Suresi’nde çok net bir sınırla çizmiştir: "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; gafillerden olma!" (A’raf, 205) Tefekkür: Allah Teâlâ "yüksek olmayan bir sesle" (dûne'l-cehri) buyurarak, bağırıp çağırmayı değil, kalbin ve dilin sessizce uyuştuğu vakar dolu bir zikri emretmiştir. 2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Uyarıları "Ey insanlar! Kendinize acıyın (kendinizi yormayın). Siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de yanınızda olmayan birine... Siz, her şeyi duyan, size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Buhârî, Müslim) Anal...