Ana içeriğe atla

Kur'an Bize Yeter mi? Hadisler Uydurma mı?


 Bugün bazı çevreler, "Bize sadece Kur’an yeter, hadisler sonradan uydurulmuştur" diyerek İslam’ın ikinci temel kaynağı olan Sünnet’i devre dışı bırakmaya çalışmaktadır. Bu iddia, kulağa hoş gelen bir slogan gibi görünse de bizzat Kur’an-ı Kerim’in ayetleriyle çelişmektedir. Gelin, meseleyi Selef-i Salihin’in izinde, bizzat Kur’an’ın şahitliğiyle inceleyelim.

​1. Kur’an "Peygambere İtaati" Emreder

​"Kur’an bize yeter" diyen birisi, Kur’an’daki yüze yakın "Peygambere itaat edin" ayetini ne yapacaktır?

​Ayet: "Kim Resul’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur." (Nisa, 80).

​Analiz: Eğer Peygamberin (s.a.v.) sözleri ve uygulamaları (Hadis/Sünnet) bağlayıcı olmasaydı, Allah Teala itaatini neden Peygamberin itaatine bağlasın? Peygambere itaat, sadece o yaşadığı dönem için geçerli değildir; vahyin hükmü kıyamete kadar bakidir.

​2. Peygamberin Görevi Sadece "Postacılık" mıdır?

​Hadisleri reddedenler, Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) -hâşâ- sadece bir postacı gibi görürler. Oysa Kur’an, O’na "Beyan" (açıklama) görevi vermiştir:

​Ayet: "İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman (beyan etmen) için sana bu Zikri (Kur’an’ı) indirdik." (Nahl, 44).

​Analiz: Eğer Kur’an her detayıyla herkesin anlayacağı kadar açık olsaydı ve Peygamberin açıklamasına (Sünnetine) ihtiyaç duyulmasaydı, Allah neden "açıklaman için" desin? Namazın nasıl kılınacağı, zekatın miktarı, haccın detayları Kur’an’da genel emirler olarak geçer; bunların nasıl yapılacağını bize sadece Sahih Sünnet öğretir.

​3. Hikmet Nedir?

​Kur’an’da birçok yerde Kitap ile birlikte *"Hikmet"*in de indirildiği ve öğretildiği geçer:

​Ayet: "Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitab’ı ve Hikmet’i öğreten bir elçi gönderdik." (Bakara, 151).

​Analiz: İslam alimlerinin ve Selef’in büyüklerinin (İmam Şafii dahil) ittifakıyla, bu ayetlerde geçen "Hikmet", Resulullah’ın Sünneti’dir. Kitap Kur’an ise, Hikmet Sünnet’tir. Hikmet’i inkar etmek, ayetin bir parçasını inkar etmektir.

​4. "Hadisler Uydurmadır" İddiasına Cevap

​"Hadisler 200 yıl sonra yazıldı, hepsi uydurmadır" diyenler, İslam’ın muazzam "İsnad" sisteminden habersizdir.

​Dünya tarihinde hiçbir din veya ideoloji, İslam’ın hadis ilmi kadar titiz bir "haber doğrulama" sistemine sahip olmamıştır.

​Sahih hadisler, bizzat Sahabe neslinden itibaren ezberlenerek ve yazılarak, her bir ravinin (aktaranın) ahlakı ve zekası test edilerek günümüze ulaşmıştır. Kur’an’ı bize ulaştıran o sadık nesil (Sahabe), hadisleri de uydurmadan uydurmaya engel olarak ulaştırmıştır. Onlara güvenmemek, Kur’an’ın bize ulaşma yoluna da şüphe düşürmektir.

​5. Selefi Görüş: Peygamberin Hükmü Allah’ın Hükmüdür

​Selef-i Salihin anlayışına göre; Sünnet, Kur’an’ın tefsiridir. Sünnet’i çıkardığınızda geriye herkesin kendi kafasına göre yorumladığı, parçalanmış bir din kalır.

​Ayet: "Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa, 65).

​Sonuç: Peygamberi hakem tayin etmek, O’nun vefatından sonra hadislerine ve sünnetine müracaat etmekle mümkündür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şiiler Neden Sahabelere Sövüyor? Hakikat ve Sapkınlık arasında ŞİA

​ İslam tarihinin en büyük fitnelerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan ve bugün "Şiilik" olarak bilinen akımdır. Araştıran bir gencin bilmesi gereken ilk şey şudur: İslam, sahabenin omuzlarında yükselmiştir. Onlara dil uzatmak, aslında o dinin temeline dinamit koymaktır. ​1. Sahabe Düşmanlığının Kökeni: Neden Sevemiyorlar? ​Şiiler, İslam’ın ilk üç halifesi (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman) ve birçok sahabenin (Aişe annemiz dahil), Hz. Ali’nin hakkı olan halifeliği "gasbettiğine" inanırlar. Onlara göre sahabenin büyük çoğunluğu -hâşâ- Peygamber’in vefatından sonra dinden dönmüş (irtidat etmiş) veya ona ihanet etmiştir. ​Gerçek: Oysa Kur'an-ı Kerim onları bizzat müjdelemiş, Allah onlardan razı olduğunu ilan etmiştir: "O önde giden ilk muhacirler ve ensar... Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) Allah’ın razı olduğuna lanet okumak, doğrudan Kur'an ayetiyle savaşmaktır. ​2. Re...

Kaza Namazı Nedir? Bilerek Kaçırılan Namazın Kazası Var mı?

 İslam akidesinde namaz; belli vakitleri, rükunları ve şartları olan bir ibadettir. Günümüzde "nasıl olsa kaza ederim" düşüncesiyle namazın vaktini geçirmek büyük bir gevşekliğe yol açmaktadır. Peki, Kur’an ve Sünnet bu konuda ne diyor? 1. Kur’an’daki Kesin Sınır: Vakit Şartı Yüce Allah, namazın vaktinde kılınmasının tesadüfi değil, ilahi bir kanun olduğunu şöyle belirtir: "Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 103) Tefekkür: Bir ibadet "vakitli" olarak emredilmişse, o vakit dışında yapılması için Allah’tan veya Resulü’nden bir izin (delil) gerekir. Vakti dışında mazeretsiz kılınan namaz, vaktinden önce kılınan namaz gibi esastan bozulmuş bir ibadettir. 2. Sahih Sünnet’in Çizdiği Sınır Peygamber Efendimiz (s.a.v.), namazın vakti geçtikten sonra hangi durumlarda kılınabileceğini (kaza edilebileceğini) bizzat şu hadisle sınırlamıştır: "Kim bir namazı unutur veya uyuyup kalırsa, onu hatırladığı zaman kılsın....

Cehri Zikir Nedir? Kur'an ve Sünnette Var mı?

  Günümüzde bazı tarikatlarda "zikir" adı altında yüksek sesle bağırmak, garip sesler çıkarmak (hırıltı vb.) ve toplu halde kendinden geçercesine hareketler yapmak "maneviyat" gibi sunulmaktadır. Oysa İslam’ın zikir usulü vakar, huşu ve gizliliktir. 1. Kur’an-ı Kerim’de Zikrin Usulü: Kısık Ses ve Huşu Yüce Allah, zikrin nasıl yapılması gerektiğini A’raf Suresi’nde çok net bir sınırla çizmiştir: "Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret; gafillerden olma!" (A’raf, 205) Tefekkür: Allah Teâlâ "yüksek olmayan bir sesle" (dûne'l-cehri) buyurarak, bağırıp çağırmayı değil, kalbin ve dilin sessizce uyuştuğu vakar dolu bir zikri emretmiştir. 2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Uyarıları "Ey insanlar! Kendinize acıyın (kendinizi yormayın). Siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de yanınızda olmayan birine... Siz, her şeyi duyan, size çok yakın olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Buhârî, Müslim) Anal...