Nehrevan Savaşı ve Hariciler
Sıffin Savaşı’nın ardından yaşanan "Hakem Olayı"ndan sonra, İslam toplumunda daha önce emsali görülmemiş bir grup ortaya çıktı. Bu gruba, meşru halifeye ve Müslümanların çoğunluğuna başkaldırdıkları için "ayrılanlar" anlamında Hariciler denildi. Nehrevan Savaşı, bu grubun aşırılıklarına ve Müslüman kanı dökme cüretlerine karşı Hz. Ali’nin (r.a.) gerçekleştirdiği bir temizlik harekatıdır.
Sahabe Değil, Bir Fitne Grubu Burada en çok dikkat edilmesi gereken husus şudur: Nehrevan’da Hz. Ali’nin karşısına dikilen o 4 bin kişilik ordu, sahabe neslinden oluşmuyordu. Onlar, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) daha yıllar öncesinden haber verdiği, "okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacak" olan topluluktu. Bu kimseler dışarıdan bakıldığında çok namaz kılan, alınları secdeden nasır tutmuş, sürekli Kur’an okuyan kişiler gibi görünseler de; İslam’ın ruhunu, merhametini ve adaletini kavrayamamışlardı. Kendi görüşlerine uymayan büyük sahabeleri bile "kafir" ilan edecek kadar ileri gitmişlerdi.
Savaşın Sebebi: Hüküm Sadece Allah’ındır Sözünün İstismarı Hariciler, "Hüküm ancak Allah’ındır" (Lâ hükme illâ lillâh) sloganını kullanarak Hz. Ali’nin hakem olayını kabul etmesini dinden çıkış olarak gördüler. Hz. Ali bu durum için, "Söz hak, fakat bununla murat edilen şey batıldır" demiştir. Hz. Ali onlara uzun süre nasihat etmiş, İbn Abbas’ı (r.a.) onlara elçi göndererek ikna etmeye çalışmıştır. Bu çabalar sonucunda bir kısmı tövbe edip geri dönse de, geri kalan o 4 bin kişilik grup, masum Müslümanları katletmeye ve yolları kesmeye başlayınca savaş kaçınılmaz olmuştur.
Nehrevan’ın Sonu ve Alınacak Dersler Hicri 38. yılda Nehrevan denilen mevkide gerçekleşen savaşta, Hz. Ali’nin ordusu bu fitne grubunu neredeyse tamamen etkisiz hale getirmiştir. Ancak bu savaşın acısı İslam tarihinde uzun süre dinmemiştir. Çünkü Haricilik zihniyeti, sadece bir grup askerden ibaret değil; dinde aşırılığa kaçan, kendisi gibi düşünmeyen her Müslümanı tekfir eden (kafir sayan) tehlikeli bir anlayışın ilk örneğidir.
Nehrevan bize öğretir ki; sadece ibadet etmek ve şekle bağlı kalmak yeterli değildir. İslam, ilim ve ferasetle yaşanır. Hz. Ali gibi bir ilim deryasına karşı "biz daha iyi biliyoruz" diyenlerin sonu, hem dünyada hem ahirette hüsran olmuştur. Onların bu hali, samimiyetsiz bir dindarlığın nasıl bir yıkıma dönüşebileceğinin en büyük kanıtıdır.
NOT:
Nehrevan Savaşı, İslam tarihindeki en keskin ayrışmalardan biridir. Bu olayda karşı karşıya gelen taraflar, Cemel ve Sıffin’deki gibi "içtihat eden sahabe grupları" değil; bir tarafta ilmin kapısı Hz. Ali, diğer tarafta ise İslam’ın özünü anlamayıp sadece şekle takılan Haricilerdir.
İşte bu önemli konuyu tüm detaylarıyla ve Ehl-i Sünnet hassasiyetiyle anlatan o metin:
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) rivayet etmiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizin aranızda öyle bir grup çıkacaktır ki, namazınızı onların namazı, orucunuzu onların orucu yanında küçük göreceksiniz. Onlar Kur’an okuyacaklar ama Kur’an onların gırtlaklarından aşağı geçmeyecek. Onlar, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar."
(Sahih-i Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 36; Müslim, Zekât, 147)

Yorumlar
Yorum Gönder