İslam akidesinde tevekkül; yorulmadan beklemek değil, ter dökerek teslim olmaktır. Modern dünyanın "her şeyi ben yaparım" diyen kibri ile "hiçbir şey yapamam" diyen tembelliği arasında kalan genç kardeşim; gel gerçek tevekkülün izini sürelim.
1. Tevekkül: Tedbir ile Takdir Arasındaki Köprü
Tevekkül sözlükte "vekil edinmek" demektir. Ama birini vekil tayin etmek için önce sizin üzerinize düşen işi başlatmanız gerekir. Tevekkül, tüm maddi sebeplere sarıldıktan, elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra kalbi Allah’a bağlayıp, sonucu O’nun hikmetine bırakmaktır.
Kısacası: Sebeplere sarılmak "vazife", sonuca rıza göstermek ise "ibadettir."
2. Kur’an-ı Kerim’in Sarsılmaz Güvencesi
Yüce Rabbimiz, müminlerin sarsılmaz bir iradeye sahip olmalarını emrederken tevekkülü şöyle tarif eder:
"...Bir kere de azmettin mi (karar verdin mi), artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever." (Âl-i İmrân, 159)
Ayet çok net: Önce azmet (çalış, planla, harekete geç), sonra tevekkül et.
3. Sünnetten Altın Kural: "Deveni Bağla!"
Tevekkülün sınırını bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çizmiştir. Bir bedevinin "Devemi salıverip mi tevekkül edeyim, yoksa bağlayıp mı?" sorusuna verdiği o meşhur cevap, İslam’ın çalışma ahlakıdır:
"Önce deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et!" (Tirmizî, Kıyamet 60)
Deveyi bağlamadan "Allah korur" demek tevekkül değil, Allah’ın koyduğu sünnetullah (evrensel yasalar) ile alay etmektir.
4. Tevekkülün Üç Aşaması
Dimağ ile Plan: Aklını kullan, en iyi stratejiyi kur.
Beden ile Gayret: Ter dök, çalış, tüm kapıları zorla.
Kalp ile Teslimiyet: "Ben üzerime düşeni yaptım, en hayırlı sonucu Allah bilir" diyerek huzura kavuş.
5. Sahte Tevekkülden Sakın!
Bugün bazı çevrelerin "Kısmetse olur" diyerek tembelliği kutsaması İslam’dan değildir. Müslüman, yeryüzünün halifesidir. Halife, yöneten ve inşa edendir. Tevekkül bir kaçış rampası değil, aksine en büyük işleri başarmak için arkana aldığın sonsuz bir güç desteğidir.
Genç Kardeşim! Sınava çalışmadan "tevekkül ettim" diyemezsin. Rızkın için kapı kapı gezmeden "rızık Allah'tandır" deyip oturamazsın. Gerçek mümin, dünyayı fethedecekmiş gibi çalışan, ama sonucu bir derviş gibi sükunetle bekleyendir. Allah'a vekil olanın sırtı yere gelmez; çünkü O, vekil olarak yeter!

Yorumlar
Yorum Gönder