Günümüzde tesettür, maalesef modernitenin kuşatması altında "moda" ve "aksesuar" haline getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa tesettür; Nur ve Ahzab sureleriyle sınırları çizilmiş, sahabe hanımlarının pratiğiyle şekillenmiş ilahi bir emirdir.
1. Hımar (Başörtüsü): Nur Suresi 31. Ayet
Yüce Allah, kadının zinetlerini kimlere gösterebileceğini saydıktan sonra örtünmenin ilk adımını şöyle emreder:
"Mümin kadınlara da, “Gözlerini (haramdan) kısmalarını ve iffetlerini muhafaza etmelerini” söyle. Kendiliğinden görünenler hariç süslerini açığa çıkarmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine ko ysunlar (kafa, boyun ve göğüs kısmını örtecek şekilde ). Kocalarından, babalarından, kayınbabalarından, çocuklarından, kocalarının (başkasından olma) çocuklarından, kardeşleri nden, erkek kardeşlerin çocuklarından, kız kardeşlerin çocukların dan, kendi kadınlarından, sağ ellerinin sahip olduğu (köle ve cariyelerden), kadına ihtiyaç ( şehvet) duymayan erkeklerden, kadınların avretini anlamayan çocuklardan başkasına süslerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetler anlaşılsın/bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep beraber topluca Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz ey müminler!
(24/N ûr, 3 1)"
Tefsir ve Hakikat: Ayette geçen "Hımar", başı örten örtü demektir. Ancak ayet, bu örtünün sadece saçın üstünde durmasını değil, göğüs dekoltesini ve boynu tamamen kapatacak şekilde aşağıya ("yakaların üzerine") sarkıtılmasını emreder. Yani hımar; kulakları, boynu ve gerdanı içine alan tam bir örtüdür.
2. Cilbab (Dış Örtü): Ahzab Suresi 59. Ayet
Hımar başı kapatırken, Cilbab tüm bedeni dış etkilerden ve dikkatlerden gizler. Allah Teâlâ buyuruyor ki:
"Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına de ki: “(Tüm bedenlerini örten) cilbablarını üstlerine giysinler. Bu, onların (hür ve iffetli olarak) tanınmaları ve eziyet görmemeleri için en uygun olandır. Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.”"
(33/Ahzâb, 59)
Cilbab Nedir? Cilbab, kadının elbisesinin üzerine giydiği, başından aşağı sarkan ve vücut hatlarını tamamen gizleyen geniş dış örtüdür. Günümüzdeki dar pardesüler veya vücuda oturan feraceler değil; bedeni bir bütün olarak örten, bugünkü karşılığı Çarşaf-ı Şerif olan örtüdür.
3. Yüzün Örtülmesi ve Sahabe Hanımlarının Tesettürü
Ayette geçen "Dış örtülerini üzerlerine alsınlar" emri, tefsir alimlerince (İbn Abbas gibi) "tek gözü hariç tüm yüzünü kapatmak" şeklinde açıklanmıştır. Rivayetler bu hakikati perçinler:
Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor: "Allah Ensar kadınlarına rahmet etsin. Örtünme ayeti indiği zaman, elbiselerini yırttılar ve onunla örtündüler. Sabah namazına çıktıklarında, başlarının üzerinde kargalar varmış gibi simsiyah örtüler içindeydiler." (Ebû Dâvud)
Esma binti Ebî Bekir (r.anha): "Biz erkeklerin yanında yüzlerimizi örterdik." (Hâkim, el-Müstedrek)
İhramda Bile Taviz Yok: Hz. Âişe validemiz, ihramlıyken normalde yüzün açılması gerektiğini bildiği halde, yabancı erkekleri görünce takındıkları tavrı şöyle anlatır: "Biz Resûlullah ile birlikte ihramda iken yanımızdan binekli yolcular geçerdi. Onlar bizimle hizaya gelince, her birimiz baş örtüsünü başından yüzünün üzerine indirirdi. Onlar bizi geçince tekrar yüzümüzü açardık." (Ebû Dâvud, İbn Mâce)
4. Tesettürün Şartları: Sadece Örtmek Yetmez!
İslam'a göre bir örtünün "Tesettür" sayılabilmesi için şu şartları taşıması gerekir:
Vücut hatlarını belli etmemeli: Dar olmamalı.
Altını göstermemeli: Şeffaf olmamalı.
Zinet (süs) olmamalı: Örtünün kendisi dikkat çekici, renkli ve süslü olmamalı (Modern modanın aksine).
Erkek elbisesine benzememeli.
Müslüman kadının örtüsü; modaya değil, Mevla'ya göre olmalıdır. Sahabe hanımları, "başlarında karga varmışçasına" o simsiyah vakarlı örtüleriyle iffetlerini korumuşlardır. Hakiki tesettür, kadını toplumda bir "meta" olmaktan çıkarıp, sadece imanıyla var olan bir "kul" makamına yükseltir.

Yorumlar
Yorum Gönder