Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hz. Ali’nin (r.a.) Hilafet Dönemi

Resim
  İslam tarihinin dördüncü halifesi, "İlmin Kapısı" ve "Allah’ın Aslanı" lakaplarıyla maruf Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a.), İslam Devleti'nin en zorlu ve imtihan dolu dönemlerinden birinde liderlik yapmıştır. Onun hilafeti, iç karışıklıklarla mücadelenin yanı sıra adaletten ve Peygamberî çizgiden asla ödün vermemenin destanıdır. ​İç Karışıklıklar ve Birlik Mücadelesi ​Hz. Osman'ın şehadetinin ardından görevi devralan Hz. Ali, devleti büyük bir kaosun ortasında buldu. Cemel ve Sıffin gibi İslam tarihinin en üzücü iç çatışmaları onun döneminde yaşandı. Ancak o, her zaman kan dökülmesini önlemeye çalışmış, asilere karşı bile İslam hukukunun adaletini uygulamaktan geri durmamıştır. ​Başkentin Küfe’ye Taşınması ​Stratejik ve siyasi gerekçelerle devletin merkezini Medine'den Küfe'ye taşıyan Hz. Ali, burada yeni bir idari düzen kurmaya çalışmıştır. Onun amacı, genişleyen coğrafyada denetimi artırmak ve ordunun merkezine daha yakın olmaktı. ​İlim, Belagat ve A...

Hz. Ebubekir’in (r.a.) Hilafet Dönemi

Resim
  İslam tarihinin ilk halifesi olan Hz. Ebubekir es-Sıddık (r.a.), sadece iki yıl gibi kısa bir süre makamda kalsa da, sergilediği sarsılmaz irade ile İslam Devleti’nin dağılmasını önlemiş ve istikbalin temellerini atmıştır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) en yakın dostu olan Hz. Ebubekir, Müslümanların en zor günlerinde bir liman vazifesi görmüştür. ​Riddet Olayları ve İç Huzurun Tesisi ​Efendimizin vefatının hemen ardından bazı kabilelerin dinden dönme (Riddet) girişimleri ve sahte peygamberlerin ortaya çıkması, devleti büyük bir varoluş kriziyle karşı karşıya bırakmıştı. Hz. Ebubekir, büyük bir kararlılıkla bu fitnelerin üzerine gitmiş ve İslam birliğini yeniden sağlamıştır. Bu dönemdeki başarısı, İslam’ın Arap Yarımadası’nda kalıcı olmasını sağlamıştır. ​Kur’an-ı Kerim’in Mushaf Haline Getirilmesi ​Hz. Ebubekir döneminin en büyük hizmetlerinden biri, Yemâme Savaşı’nda çok sayıda hafızın şehit düşmesi üzerine, Kur’an ayetlerini tek bir kitap (Mushaf) haline getirtmesidir. Zeyd bi...

Hz. Ömer’in (r.a.) Hilafet Dönemi

Resim
 İslam tarihinin ikinci halifesi olan Hz. Ömer bin Hattab (r.a.), on yıllık hilafet süresince sadece bir devlet başkanı değil, aynı zamanda kıyamete kadar sürecek bir adalet anlayışının mimarı olmuştur. Hz. Ebubekir'in vefatının ardından görevi devralan Hz. Ömer, "Faruk" sıfatıyla hak ile batılı birbirinden ayıran keskin bir irade sergilemiştir. ​Devlet Yönetiminde Kurumsallaşma ​Hz. Ömer dönemi, İslam Devleti'nin gerçek anlamda bir "imparatorluk" yapısına kavuştuğu dönemdir. Sınırların hızla genişlemesiyle birlikte idari alanda devrim niteliğinde adımlar atılmıştır: ​Divan Teşkilatı: İlk kez düzenli bir devlet hazinesi (Beytülmal) ve maaş sistemi kurulmuştur. ​Hicri Takvim: Müslümanların kendi tarih bilincini oluşturması adına Hicri Takvim resmiyete dökülmüştür. ​Adli Sistem: Kadılık makamı bağımsız bir kurum haline getirilmiş, valilerden ayrı olarak yargı yetkisi tesis edilmiştir. ​Fütuhat ve Kudüs’ün Fethi ​Onun döneminde İslam orduları Bizans ve Sasani g...

Hz. Osman’ın Halifelik Dönemi: Fetihler, Kur’an-ı Kerim’in Çoğaltılması ve İlk Donanma

Resim
 Hz. Ömer’in şehadetinden sonra İslam Devleti’nin başına geçen üçüncü halife Hz. Osman (r.a.), "Zinnureyn" (İki Nur Sahibi) lakabıyla bilinir. 12 yıl süren halifelik dönemi, İslam tarihinin en parlak fetihlerine ve çok önemli kurumsallaşma adımlarına sahne olmuştur. ​Hz. Osman Dönemindeki Önemli Gelişmeler: ​Kur’an-ı Kerim’in Çoğaltılması: Farklı şivelerde okunuşun önüne geçmek ve aslına sadık kalmak adına Kur’an-ı Kerim nüshaları çoğaltılarak önemli merkezlere (Mekke, Şam, Kufe gibi) gönderilmiştir. ​İslam Donanmasının Kurulması: Şam Valisi Muaviye’nin girişimiyle ilk İslam donanması kurulmuş ve Kıbrıs bu dönemde fethedilmiştir. ​Fetihlerin Devamı: İslam sınırları Horasan, Türkistan, Azerbaycan ve Kuzey Afrika’nın içlerine kadar genişlemiştir. ​Sosyal Refah: Ekonomik olarak en zengin dönemlerden biridir; halkın refah seviyesi oldukça yükselmiştir. ​Zorlu Süreç ve Şehadeti: ​Halifeliğinin ikinci yarısında ortaya çıkan fitne hareketleri ve iç karışıklıklar sonucunda, Hz. Osman...

Kerbelâ Savaşı Nedir? Hz Hüseyin'in Şehadeti

Resim
 Kerbelâ: Bir Hürriyet ve Mazlumiyet Destanı ​İslam tarihinin en hüzünlü sayfası, bir iktidar kavgası değil; bir tarafta dünya saltanatı için her şeyi mübah görenlerin, diğer tarafta ise Peygamber emaneti olan adaleti ve hürriyeti korumak için canını ortaya koyanların savaşıdır. ​1. Kırılma Noktası: İhlal Edilen Ahit ​Her şey, Hz. Hasan (r.a.) ile Muaviye arasında yapılan barış anlaşmasının en temel maddesinin çiğnenmesiyle başladı. O anlaşmaya göre yönetim saltanata dönüşmeyecek ve seçim Müslümanların iradesine (Şûra) bırakılacaktı. Ancak yönetim babadan oğula geçince (Yezid dönemi), Hz. Hüseyin (r.a.) için "biat" değil, "kıyam" vakti gelmişti. ​2. 72 Kişiye Karşı Koca Bir Ordu ​Fırat Nehri'nin kenarında, günlerce susuz bırakılan 72 kişilik küçük bir kafile... Karşılarında ise sayıları binlerle ifade edilen Kûfe ordusu. Hz. Hüseyin, yanındaki kadın ve çocukların hayatını tehlikeye atmamak için onlara "Gidebilirsiniz" dediğinde aldığı cevap tarihe geçt...

Hz. Ali’nin Şehadeti ve Hz. Hasan’ın Büyük Fedakarlığı:

Resim
İslam dünyası, Cemel, Sıffin ve Nehrevan gibi büyük imtihanlarla sarsılmışken, Hicret’in 40. yılında ilmin kapısı Hz. Ali (r.a.), bir sabah namazı vaktinde Harici Abdurrahman b. Mülcem tarafından şehit edildi. Hz. Ali’nin şehadeti, İslam toplumunda bir devrin kapanışıydı. O, arkasında siyasi çekişmelerin yorduğu ama kendisine sadık bir kitle bıraktı. Kufeliler, babasının şehadetinden sonra Hz. Hasan’a (r.a.) biat ederek onu halife seçtiler. Altıncı Halife ve Kısa Süren Dönem Pek çok İslam alimi, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) "Benden sonra hilafet otuz yıldır" hadisine dayanarak, Hz. Hasan’ın yaklaşık 6 ay süren halifeliğini "Râşid Hilafet"in son halkası ve altıncı halifelik dönemi olarak kabul eder. Hz. Hasan, babasından devraldığı sancağı büyük bir vakarla taşıdı; ancak ümmetin içinde bulunduğu bölünmüşlük ve dökülen kardeş kanı onu derinden yaralıyordu. Hz. Hasan, emrinde büyük bir ordu olmasına ve hakkı elinde bulundurmasına rağmen, Müslümanların birbirini öldürmesi...

Nehrevan Savaşı ve Hariciler

Resim
  Sıffin Savaşı’nın ardından yaşanan "Hakem Olayı"ndan sonra, İslam toplumunda daha önce emsali görülmemiş bir grup ortaya çıktı. Bu gruba, meşru halifeye ve Müslümanların çoğunluğuna başkaldırdıkları için "ayrılanlar" anlamında Hariciler denildi. Nehrevan Savaşı, bu grubun aşırılıklarına ve Müslüman kanı dökme cüretlerine karşı Hz. Ali’nin (r.a.) gerçekleştirdiği bir temizlik harekatıdır. Sahabe Değil, Bir Fitne Grubu Burada en çok dikkat edilmesi gereken husus şudur: Nehrevan’da Hz. Ali’nin karşısına dikilen o 4 bin kişilik ordu, sahabe neslinden oluşmuyordu. Onlar, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) daha yıllar öncesinden haber verdiği, "okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacak" olan topluluktu. Bu kimseler dışarıdan bakıldığında çok namaz kılan, alınları secdeden nasır tutmuş, sürekli Kur’an okuyan kişiler gibi görünseler de; İslam’ın ruhunu, merhametini ve adaletini kavrayamamışlardı. Kendi görüşlerine uymayan büyük sahabeleri bile "kafir" ila...

Sıffin Savaşı Nedir? hz Ali ve Muaviye:

Resim
  Cemel Vakası’nın ardından İslam coğrafyasında sular henüz durulmamışken, Hicret’in 37. yılında Müslüman toplumu tarihinin en büyük sınavlarından biriyle daha karşı karşıya kaldı. Fırat Nehri kıyısında, Sıffin Ovası'nda karşı karşıya gelen iki ordu; bir yanda Müminlerin Emiri Hz. Ali (r.a.), diğer yanda ise Şam Valisi Muaviye  idi. Bu savaş, basit bir iktidar kavgası değil, "adaletin nasıl tesis edileceği" üzerine yapılmış devasa bir içtihat farklılığının sonucuydu. Savaşın Arka Planı ve İçtihat Farklılığı Hz. Osman’ın (r.a.) feci bir şekilde şehit edilmesi, İslam toplumunda telafisi güç bir yara açmıştı. Hz. Ali, halifelik makamına geçtiğinde önceliği devlet otoritesini yeniden kurmaya, orduyu toparlamaya ve fitneyi yatıştırmaya vermişti. O, katillerin ancak devlet düzeni tam olarak sağlandığında sağlıklı bir şekilde yargılanabileceğine inanıyordu. Şam valisi Muaviye ve Şam halkı ise, Hz. Osman’ın kanının derhal talep edilmesini ve katillerin teslim edilmesini şart koş...

Cemal Savaşı Nedir? hz Ali ve hz Aişe validemiz

 İslam tarihinin en kederli sayfalarından biri olan Cemel Vakası, Hicret’in 36. yılında Müslümanların kendi içlerinde yaşadığı ilk büyük sarsıntıdır. Bu olay, sadece bir askeri çatışma değil, adaletin tecellisi konusundaki içtihat farklılıklarının ve araya giren fitne odaklarının bir sonucudur. Hz. Osman’ın şehit edilmesinin ardından sular durulmamış, İslam toplumu derin bir yas ve kargaşa içine sürüklenmişti. Hz. Ali halife seçildiğinde, önceliği devlet otoritesini yeniden tesis etmeye ve kaosu dindirmeye vermişti. Diğer yanda ise Hz. Aişe, Talha ve Zübeyr gibi sahabenin önde gelen isimleri, Hz. Osman’ın katillerinin bir an önce bulunup kısas yapılmasını savunuyorlardı. Aslında her iki tarafın amacı da adaleti sağlamaktı; ancak yöntemsel farklılıklar ve Medine dışındaki siyasi gerginlikler meseleyi Basra yakınlarında karşı karşıya gelmeye kadar taşıdı. Savaşın ismini, Hz. Aişe validemizin bindiği deveden (Arapça "Cemel") alması, mücadelenin bu devenin etrafında yoğunlaşmasın...

Vitir Namazı Nasıl kılınır?

 Vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınan ve Müslümanlar için büyük öneme sahip bir namazdır.  Peygamber Efendimiz Muhammed vitir namazını hiç terk etmemiştir.  Vitir Namazı Kaç Rekattır? Vitir namazı 3 rekattır Tek selamla kılınır Vitir Namazı Nasıl Kılınır? 1. Rekat: Niyet edilir Sübhaneke okunur Fatiha + zammı sure okunur Rükû ve secde yapılır 2. Rekat: Fatiha + zammı sure okunur Rükû ve secde yapılır Oturulur (Ettehiyyat okunur) 3. Rekat: Fatiha + zammı sure okunur Sonra eller kaldırılır ve: Kunut duaları okunur (Bilmeyen “Allahümmeğfirli” gibi dua edebilir) Rükû ve secde yapılır Son oturuş ve selam 📖 Önemli Notlar Vitir namazı vaciptir (Hanefi mezhebine göre) Yatsıdan sonra kılınır Gece kalkamayan kişi yatmadan önce kılabilir  Unutulmaması Gereken: Vitir namazı, gecenin son ibadeti olarak kılınır. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Gece kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir yapın.“  (buhari, salat, 84)

Rabıta Nedir? İslamda Rabıta Var mı?

 İslam inancının temeli Tevhid’dir; yani kulun hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan Rabbi ile bağ kurmasıdır. Günümüzde yaygınlaşan "Rabıta" (bir mürşidin suretini zihinde canlandırarak ondan feyiz bekleme) uygulaması, Kur'an ve Sünnet ölçüleriyle bağdaşmayan bir bidattır. ​Allah, kula şah damarından daha yakındır. Arada bir ruhani aracıya ihtiyaç duymak, İslam'ın ruhuna aykırıdır. ​Fatiha Suresi, 5. Ayet: "Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz." (Eğer yardım sadece Allah’tan isteniyorsa, bir başkasının suretinden feyiz beklemek bu ayetle çelişir.) ​Zümer Suresi, 3. Ayet: Allah, kendilerine aracı koyanlar hakkında şöyle buyurur: "Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz (diyorlar). Şüphesiz Allah, aralarında ihtilaf ettikleri hususta hükmünü verecektir." ​ Resulullah’ın Yolu: ​Ne Allah Resulü (s.a.v) ne de Sahabe-i Kiram, manevi yükseliş için bir insanın suretine bağlanmayı (rabıtayı) emretmiş veya uygulam...

Tağut Nedir? Tağutu Reddetmeden İman Olur mu?

 İslam’a girişin anahtarı olan “Lâ ilâhe illallâh” sözü, sadece Allah’ı kabul etmek değil, O’nun dışındaki tüm sahte ilahları reddetmektir. Bu reddedilen her şey Kur’an’da “tağut” olarak isimlendirilir. Tağut Nedir? Tağut; Allah’ın koyduğu sınırları aşan, O’na isyan eden ve insanları Allah’ın yolundan saptıran her şeydir. Bu; ibadet edilen, hükmüne başvurulan veya itaat edilen her batıl otoriteyi kapsar. Kur’an ve Sünnetten Deliller: İmanın Ön Şartı: “Kim tağutu inkâr edip Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara, 256) Bu ayet açıkça gösterir ki tağutu reddetmeden iman sahih olmaz. Peygamberlerin Ortak Daveti: “Andolsun biz her ümmete: ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36) Bütün peygamberlerin çağrısı tevhid ve tağuttan uzak durmaktır. Hüküm Meselesi: “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Tağuta muhakeme olmak istiyorlar...” (Nisa, 60) Bu ayet, Alla...

Ramazan Ne Zaman Biter? Hilal Görülmeden Bayram Olur mu?

Resim
 Mübarek Ramazan ayının sonuna yaklaşırken her yıl aynı sorular sorulmaktadır: “Bayram ne zaman?”, “Hilal görüldü mü?”, “Başka yerlere uyulur mu?” İslam’da bu meselenin ölçüsü açıktır. Kamerî aylar hesapla değil, hilalin görülmesiyle başlar ve biter. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hilali görünce oruca başlayın, hilali görünce bayram edin. Eğer hava kapalı olursa ayı otuza tamamlayın.” (Buhari, Müslim) Bu hadis açıkça göstermektedir ki esas olan hilalin görülmesidir. Eğer hilal görülmezse Ramazan ayı otuz güne tamamlanır. Şüpheyle hareket edilmez, zanna ve tahmine itibar edilmez. Hilalin görülememesi durumunda yapılacak olan bellidir: Ay otuz güne tamamlanır. Bu, dinin koyduğu açık bir hükümdür ve bunun dışına çıkılmaz. Başka beldelere uyma meselesine gelince; bu konuda farklı uygulamalar olmuştur.  Sonuç olarak; Ramazan ayı hilal görülmeden bitmez. Hilal görülmezse ay otuz güne tamamlanır. Bu konuda ölçü hesaplar değil, Resulullah’ın sünnetidir. D...

Kandil Geceleri Dinde Var mı?

Resim
 Günümüzde “kandil geceleri” olarak bilinen (Regaib, Miraç, Berat, Mevlid gibi) geceler, toplumda yaygın olarak ihya edilmektedir. Peki bu gecelerin dinde özel bir yeri var mıdır? Öncelikle şunu bilmek gerekir ki; Kur’an-ı Kerim’de bu gecelerin özel olarak kutlanmasına dair açık bir emir bulunmamaktadır. Aynı şekilde Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve sahabeler döneminde de “kandil gecesi” adıyla düzenli olarak kutlanan özel geceler olduğuna dair sahih bir rivayet yoktur. Hadis kaynaklarına bakıldığında, özellikle Sahih Buhari ve Sahih Müslim gibi en güvenilir eserlerde bu gecelerin özel ibadetlerle ihya edilmesine dair açık ve sahih bir delil bulunmamaktadır. Bu sebeple birçok âlim şu görüşü dile getirmiştir: ● Kandil gecelerini özel ibadetlerle belirleyip kutlamak sünnette sabit değildir. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Müslüman her zaman dua edebilir Her gece Allah’a yönelmek mümkündür Nafile ibadetler sadece belirli gecelere mahsus değildir Bu nedenle bazı âlim...

Zayıf Hadislerle Amel Edilir mi?

 Hadis ilminde en güvenilir kaynaklardan olan Sahih Buhari ve Sahih Müslim, sadece sahih hadisleri ihtiva edecek şekilde titizlikle hazırlanmıştır. Bu eserlerin müellifleri olan İmam Buhari ve İmam Müslim, hadis kabulünde son derece sıkı şartlar koymuşlardır. Bu büyük imamların metodu açıkça göstermektedir ki: Dinî hükümlerde ve amelde esas alınması gereken hadisler sahih olanlardır. İmam Buhari, eserine yalnızca sahih hadisleri almış ve zayıf rivayetleri delil olarak kullanmamıştır. Aynı şekilde İmam Müslim de sahih olmayan rivayetleri kitabına almamış, hadislerin güvenilirliğine büyük önem vermiştir. Bu sebeple birçok âlim, özellikle akaid ve ahkâm (helal-haram) konularında: ❌ Zayıf hadislerle amel edilmeyeceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte bazı âlimler, zayıf hadislerin: Çok zayıf olmaması, Dinin genel esaslarına aykırı olmaması, Kesinlik ifade etmeden uygulanması şartıyla, faziletli amellerde (nafile ibadetler, zikirler vb.) kullanılabileceğini söylemişlerdir. Ancak ihtila...

Ramazan Bayramı Nedir? Arınmış Kalplerin Şükür ve Vahdet Günü

Resim
 Bir ay boyunca nefis terbiyesinden geçtiğimiz, sabrı kuşandığımız ve Kur’an ile hemhal olduğumuz Ramazan-ı Şerif’i uğurlarken Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Rabbimizin müminlere bir ikramı olan bu bayram; şükür, kardeşlik ve yardımlaşmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek günlerdendir. İslam’da bayramlar sadece eğlenme günü değil; aynı zamanda kulluk bilincinin tazelendiği, kalplerin birleştiği ve tevhid sancağı altında buluşulan özel zamanlardır. 1. Bayramın Meşruiyeti ve İbadet Boyutu İslam’da bayram, bizzat Peygamber Efendimiz ﷺ tarafından müjdelenmiştir. Efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde halkın eğlend iği iki günü olduğunu görünce şöyle buyurmuştur: “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, Kurban ve Fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.” (Ebû Dâvûd) Bu hadis, Ramazan Bayramı’nın İslam’daki yerini ve önemini açıkça ortaya koyar. Bayramın temelinde şükür vardır. Nitekim Bakara Suresi 185. ayette oruç emrinden sonra şöyle buyurulur: “…Sayı...

Tevhid Nedir? İslam’da Tevhidin Anlamı ve Hayattaki Yeri

Resim
 “Tevhid” kelime anlamı olarak “birlemek” demektir. İslam inancının kalbi, temeli ve her şeyin başlangıcıdır. Ancak Tevhid, sadece “Allah birdir” demekten çok daha derin bir manaya sahiptir. 1. Tevhidin Özü: Lâ İlâhe İllallah Tevhidin en kısa ve en özlü ifadesi Kelime-i Tevhid’dir. Bu cümle iki aşamadan oluşur: Lâ İlâhe (İlah yoktur): Önce kalpteki bütün sahte putları, aşırı dünya sevgisini ve nefsin esaretini silip atmaktır. İllallah (Ancak Allah vardır): Boşalan kalbe sadece Allah'ın rızasını ve sevgisini yerleştirmektir. 2. Kur’an-ı Kerim’de Tevhid Yüce Rabbimiz, Tevhidin en güzel tanımını İhlas Suresi’nde yapmıştır: “De ki: O, Allah’tır, tektir. Allah sameddir (her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir). O, doğurmamış ve doğmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur.” (İhlas Suresi, 1-4) 3. Hayatın İçinde Tevhid (Tevhid Bilinci) Tevhid sadece bir söz değil, bir yaşam biçimidir. Hayatında Tevhid olan bir insan: Sadece Allah’tan yardım diler: Başkasına el açmaz, sadece O’na ...

'' Bin Aydan Hayırlı Geceyi Aramak: Ramazan'ın Son 10 Gecesi ve Kadir Gecesi ''

Resim
Ramazan ayının huzur veren günlerini geride bırakırken, bu mübarek ayın en kıymetli, en feyizli dönemine, yani son on gününe giriş yapıyoruz. Müslümanlar için bu on gün, sadece bayram hazırlığı değil, aynı zamanda manevi bir arınma, tövbe ve ömre bedel bir geceyi (Kadir Gecesi) yakalama çabasıdır. ​Kur'an-ı Kerim'de "bin aydan daha hayırlı" olduğu müjdelenen Kadir Gecesi, işte bu son on günün içinde gizlidir. Peygamber Efendimiz (SAV) de bu günlerde ibadetlerini artırır, dünyevi işlerden uzaklaşarak kendisini tamamen Allah'a adardı. ​Gelin, bu son on günün önemini, "tekli geceleri" ve bu süreyi nasıl değerlendirmemiz gerektiğini hadisler ışığında inceleyelim. ​Peygamber Efendimizin (SAV) Tavsiyesi: Tekli Geceler ​Hazreti Muhammed (SAV), ümmetine bu gizli hazineyi nerede aramaları gerektiğini açıkça işaret etmiştir: ​"Kadir gecesini Ramazan'ın son on günündeki tekli gecelerde arayın." (Buhârî, Leyletü'l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 21) ​Bu hadi...